AZİZ’LE 25 YIL

 

Aziz (sağda) ve Engin'le bir Sibirya macerası anısı (1998)

 

Bugün (12.7.2001) onu kaybetmemizin birinci yıldönümü. Bu kadar zamandır Aziz’le ilgili   birşeyler yazabilmek  istedim, ama her defasında yarım bıraktım yazdıklarımı. Galiba bir türlü bitirmek, nokta koymak istemiyordum;  nokta koymak sanki onun hayatının bittiğini  kabul etmekti,  şimdi daha iyi anlıyorum.

 ODTÜ’de okuduğumuz yıllarda Aziz’le göz aşinalığımız vardı sadece, o benden bir sınıf daha büyüktü. Daha sonra mezun olup, 1975 yılı başında  SSK Yapı İşleri Dairesi’nde çalışmaya başladığımda onunla aynı büroda karşılaştık. Dört yıl kadar birlikte birçok proje kontrol ettik, bizzat tasarım yaptık,  kontrolluklara gittik.  Bu  çalışmalar sırasında  aynı iş disiplinine sahip olduğumuzu (İkimiz de hem çok hızlı  çalışıyorduk,  hem de “kırtasiyeci” denilen cinsten  her şeyi not eden, sağlama bağlayan insanlardandık.) ve birlikte çok verimli çalıştığımızı farkettik. Yaklaşık beş yıl sonra, 1978 yılı sonlarında  bir aile toplantısında  Mimar Haluk Bozoğlu (onun adını özellikle anmak isterim) tarafından teklif edilen, TKİ’ye ait bizim için çok büyük ve önemli olan bir proje uğruna ikimiz de istifa edip GEN-TES'i kurduk. Daha sonra 1990’da diğer mühendislik ve mimarlık disiplinlerinde çalışan arkadaşlarımızla  (onlardan biri aynı kazada kaybettiğimiz, çok sevdiğim en küçüğümüz Elektrik Mühendisi Engin Alsaç’tı) ortak olarak ODTM A.Ş’yi hayata geçirdik.  GEN-TES de bugüne kadar devam etti ODTM’nin yanısıra. 

Aziz'le GEN-TES’teki ortaklığımız 50-50 bazında, yani  çok hassas dengeler isteyen bir ortaklıktı. Galiba biz bu dengeyi kurabilmiş idik ki birlikteliğimiz çok uzun sürdü. Üstelik özel hayatlarımızda hemen hemen hiçbir ortak noktamız yoktu, sadece  işimizi çok özel kabul etmiştik  ve birbirimize karşı hep son derece saygılı davranmıştık . Aziz bana kızdığı veya benimle ilgili bir şeye içerlediği zaman kendi kendine ıslık çalardı. Bunu farkettiğimi, sırf komiklik olsun diye kendisine de söylememe ramak kalmıştı birkaç defa ama, son anda kopya vermemeye karar vermiş ve söylememiştim. İkinci çocuklarımız Zeynep ve Sinan  bir hafta ara ile doğdukları zaman arkadaşlarımız “Pes doğrusu, ortaklığın da bu kadarı olur artık” diye takılmışlardı. Eski yıllarda sıra ile uzun tatiller yapardık ama giden büroyu  hiç merak etmez, kalanı  aramazdı bile.  Son zamanlarda  birbirimize “müzmin ortak” diye şaka yapar olmuştuk. Aziz çalışmasına, sözüne  ve dürüstlüğüne son derece güvendiğim bir arkadaşımdı ; bunca yıl boyunca kibarlığını  hiç bozmadı, hiç kırıcı olmadı.  

Bilinçsiz, eğitimsiz bir sürücü onu  böyle ansızın yok etmeseydi, kimbilir daha kaç yıl “müzmin ortak” olarak kalacaktık, belki ben de ortaklığımızın bir değerlendirmesini onun ağzından duyma fırsatı bulabilecektim. Daha gerçekleştirecek birçok planı varken, hayatı bu kadar dikkatle ve temkinle yaşarken, çocuklarını büyütüp  nefes almaya  ancak fırsat bulabilmişken, yaşamının bitmiş olmasına inanamıyorum. 

 Toprağın bol olsun Aziz,GEN-TES’i merak etme ...  

 Fatma Çölaşan
TTMD Dergisi, 12.7.2001

Önceki sayfa